Salı, Mart 3, 2026
Ana Sayfa Blog

Merhaba Dünya

0

M.S üçüncü bin yılda dünyada yaşayanlar, yaşananlar, mutluluk, sefillik, görkem, sınıf farkı, zenginlik, açlık, savaş, soykırım, asimilasyon, terör, sulh görüşmeleri, anlaşmazlıklar, cezalar, isyanlar, idamlar, yıkımlar, işgaller, hırslar, kin, nefret duygularının karışımından oluşmuş bir pastayı yemeye çalışan ey insanlar MERHABA.

Yıllar birçok olayı film şeridi gibi zihinlerden geçirip kimisinde etki bırakmış, kimisinin de hafızasından silmiştir veya silinmesi istenen olgular yaratılmıştır. Olaylar kimilerine sevinç gurur vermiş kimisini üzmüş sindirmiş, kimisinin menfaat sağlamasını mümkün kılmış, kimisine sınıf atlatmış,  kimisi çok zarar görmüş ve dünyası yıkılmış sürgün edilmiş yaşadığı yerleri bir daha görememiş, haksızlıklara uğramış ve nesiller boyu bu haksızlıkları yaşamaya devam etmiştir. Dünyada sergilenen olaylar karşısında insanların tepkileri değişkendir. Kimileri suskun kalır renksizdir, kimileri, cansiperane olayların içine atılır müdahale eder savaşır iyilikler için eşitlik için demokrasi için laiklik için insanın insanca yaşamasını mümkün kılmak için. Güçsüzler her zaman güçsüzdür kurtarıcı beklerler, hayal kurarlar sonunda da kaderlerine razı olurlar özgürlükten bir haber olarak. Kimileri egoları için satılırlar dostlarını bile satarlar düşünmeden geleceği göremeden.

İnsanlar dersler çıkarır mı, eksikliklerini yanlışlıklarını görür mü diye sorarsanız yanıt olumsuzdur. Her şeyi baştan yaşamak ve deneyimlemek insana özgü bir niteliktir. Öğrenmek yanlışlardan kaçmak çağın gereklerine ayak uydurarak insanlığın mutlu olmasını mümkün kılacak kararlara imza atmak çok zordur aslında. Sevginin, fedakârlığın özverinin sabrın, güzelliklere bayrak açmanın yolu olduğunu öğrendik mi dersiniz?

Nesiller nasıl yoğruldu, insanlık neler sergilemekte asırlardır? Bir bir düşünelim isterseniz. Merhaba dünyadan fedakârlığın rengini yansıtmaya gayret edelim. Bilimsellikten ayrılmadan usun üstünlüğünü kabul ile çözümler arayalım. Doğruları usumuzla bulalım ezberden kaçalım, başkalarının söylemlerinin doğruluğunu test etmeden yargıya varmayalım. Araştıralım kendimizi zenginleştirelim. İnsan duygularında, sevgide, merhamette, fedakârlıkta, adalette, eşitlikte bilgide zenginleştikçe çevresini de zenginleştirir. Işık saçar.

Merhaba Dünya gelecek nesillerin kin nefret düşmanlık hislerinin olmadığı bir dünyanın sesi olsun. Bu ses dalga dalga üçüncü bin yılda yaşayan ve yaşamaya gelecek olanların mutluluğuna hizmet etsin. Herkesin günü aydın gecesi huzurlu olsun.

B.E.

,

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİMİZDEKİ İSTİKRARSIZLIK

11.07.1964 tarihinde kabul edilmiş ve kapsamlı Sosyal Güvenlik ile ilgili yasanın İ.Ü. Hukuk Fakültesindeki ilk seçimlik dersinde yasanın anlatımını değerli hocalarım Prof. Dr. Rabi Koral ve Prof. Dr. Halit K. Elbir bana yaptırmışlardı. Bu Sosyal Sigortaların Hukuk fakültesindeki ilk anlatımı idi. O tarihlerden beri mevzuattaki değişimlerin demokrasiye eşitliğe aykırı olduğunu   ve sistemin yanlış yapılandırma içinde yuvarlandığını görmek ve anlamak nihayetinde iflas ile yüzleşmesine varacak sonucu doğuracaktı. Ancak hiçbir BAKAN Sosyal Güvenliğin geleceğini göremedi. SONUCU SAYIN SELAMİ TÜTÜNCÜOĞLU durumu açık bir şekilde bilimsel olarak açıklamıştır. Kendisine şükranlarını sunuyorum. Web Sayfamda daha geniş kitlelerin bilgilenmesi için iznini alarak yayımlıyorum.

Selami TÜTÜNCÜOĞLU tarafından kaleme alınmış SOSYAL GÜVENLİK sistemimizdeki   istikrarsızlığın ve demokrasiye aykırı yapılanmaların bilimsel bir şekilde yapılmış açıklamasını herkesin okuması ve bilgilenmesi için yayımlamak istedim. İyi okumalar.

 

Makaleyi okumak için tıklayınız.

CUMHURİYET NEDİR NE ANLAMAK GEREKİR?

0
CUMHURİYET NEDİR NE ANLAMAK GEREKİR?
TÜRK TOPLUMU CUMHURİYETİN FARKINDA MI?
1920 li yıllarda yeni kurulmakta olana Türkiye Devletinin manzarası ile günümüz Türkiye’sinin
manzarası arasındaki farkı göstermek, özellikle gençler açısından yaşamlarını düzenlemek için
karar verebilmeleri açısından önemli bir konu haline gelmiştir. Kitap sayfalarını karıştırmak
uzun kitapları okumak alışkanlığı yok olmuş ve internet sayfalarından doğruluğu, objektifliği
şüpheli bir iki satır ile kanaat getirmek ve öğrenmiş olunduğunu zannetmek moda olmuştur.
Bunun için kısa ve öz yazılmış tarihsel gerçek bilgiler ile genç dimağların olaylar hakkında
bilgi sahibi olmasını ve Türkün, Türkiye’nin gerçek tarihini, kurtuluş destanını özümsemesini
sağlamak gerekir.
MAKALENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

WHAT IS A REPUBLIC AND WHAT SHOULD WE UNDERSTAND

TÜRK YARGI ETİĞİ BİLDİRGESİ KAPSAMINDA SOSYAL MEDYA KULLANIM REHBERİ

0

 MAKALENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Modern dijital çağ yeni bir iletişim mecrası olarak sosyal medyayı ve diğer internet ağlarını ortaya çıkarmıştır. Bu hal, yargı sistemi de dâhil olmak üzere meslek etiğine ilişkin yeni bir durumun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu durumun sonucu olarak, hem uluslararası hem ulusal planda yargıya ilişkin müstakil etik ilkeler yanında özel olarak hâkim ve savcıların sosyal medya kullanımına ilişkin daha ayrıntılı etik rehberler geliştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde güvence altındadır. Hâkim ve savcılar, mesleki sınırlamalar ile Türk Yargı Etiği Bildirgesi çerçevesinde ifade özgürlüğünden yararlanırlar. Sosyal ağlara üye olmak özel hayat ve ifade özgürlüğü alanına giriyor olsa da, bunların kullanımı ihtiyatlı olmayı, kullanım ve işleyiş koşulları hakkında iyi bilgilenmeyi gerektirmektedir. Bu durum, yargıyı ilgilendiren konularda görüş, düşünce ve mesleki deneyim paylaşımını amaçlayan hâkim ve savcılara özgü mesleki tartışma forumları için de geçerli olabilmektedir.

MUSTAFA KEMAL ‘E DUYULAN NEFRET HİSSİNİN NEDENLERİ

0

NELER OLUYOR ÜLKEMİZDE NEDEN MUSTAFA KEMAL DÜŞMANLIĞI GELİŞTİ ARTAN BİR İVME İLE. SEVİLMEMESİ İÇİN BU KADAR GAYRET NİYE?

FELSEFESİ O KADAR ÖNEMLİ Kİ, ASIRLAR SONRA EFLATUN ARİSTO SOKRAT EPİKÜR, DAVİD HUME, THOMAS AQUINO, GİBİ FELSEFECİLERİN FELSEFELERİ NASIL HALA DEĞERİNİ KORUYUP İNCELENMEKTE İSE, MUSTAFA KEMALİN FELSEFESİNİNİ DE EN İYİ DEVLET YÖNETİM ŞEKLİ VE OLARAK VE ÖZELLİKLE TÜRK TOPLUMUNA EN UYGUN ÇAĞDAŞ OLDUĞU HALDE NEDEN BİR KENARA İTMEK GİBİ UYGULAMALAR VAR? BİR TAKIM CILIZ YAZILAR İLE METHİYELERİN OLMASI KKÖKLÜ KARŞI KOYMALARI ENGELLEMEMEKTE. KİRLİ BİLGİ ARANAN BİLGİ OLARAK İNSANLARI SARMAKTA.

 

MAKELENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

NEDEN 5 ARALIK 1934 TARİHİNİ TÜRK KADINI UNUTAMAZ

0

5 ARALIK 1934 tarihinde TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ANAYASASINDA VE SEÇİM KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILARAK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI YASAL olarak tanınmıştır.

1924 Tarihli ve 491 nolu Teşkilatı Esasiye Kanununda[1]2599 sayılı kanun ile 05.12.1934 tarihle 10 ve 11 maddelerinde değişiklik yapılmış, 10. Maddeye 22 yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçilmek hakkını haizdir, hükmü ve  11. maddeye de 30 yaşını bitiren kadın ,erkek her Türk mebus seçilebilir, hükmü kabul edilmiştir.

[1] 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanununda 10.04.1928 tarih ve 1222 sayılı kanun ile ,10.12.1931 tarih ve 1893 sayılı kanun ile ,05.12.1934 tarih ve 2599 sayılı kanun ile, 05.02.1937 tarih 3115 sayılı kanun ile, 29.11.1937 tarih ve 3272 sayılı kanun ile  beş kez değişikliğe uğramış ve 1960 Anayasası dönemine kadar yürürlükte kalmıştır.

MAKELENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

error: Tüm içerik Hakları saklıdır.