ETİK ETHIQE ETHICS

  ETİK ETHIQE ETHICS

 

         Yaşamın her anında her ilişkide bireyin davranışları ve söylemleri niteliğini belirler. Doğru veya yanlış, kabul edilebilir veya edilmeyen, saygın olan olmayan, sevgi dolu, iyi olan ve olmayan, davranışların incelendiği bir bilim dalı vardır. Özellikle toplumsal deformasyon nedeni ile çağdaşlık adı altında, kabul görmüş geleneklere aykırılık baş gösterdiği için, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde etik kavramı, ahlak ve gelenek yoğun bir şekilde toplumları düşündürmektedir. Sosyal açıdan çok önemli olan insan davranışları konusunu inceleyen bilim dalı etik üzerinde düşünmek insanın zaman zaman yaptığı, yapmak istediği veya yapamadığı fiil ve davranışlarının toplumda kabul görüp göremediğini belirleme de yardımcı olabilir.

Ethic (Etik) sözcüğü Latince bir kelime olarak töre-örf-adet anlamındadır. Latince ethos sözcüğünden türetilmiştir, karakter karşılığı olarak da kullanılır. Avrupa kültüründe de etik kelimesi, ahlak ile birlikte törebilimin ilgi alanıdır. Türk felsefi çevrelerinde ahlak felsefesi yerine Etik kavramı aynı anlam için iyi ve kötü insan davranışlarını değerlendirir. Etik, ahlak felsefesi veya ahlak olarak adlandırdığımız bilim dalı toplumdan, insanlardan bağımsız değildir. İnsanın bireysel ve toplumsal ilişkilerindeki davranışlarını nasıl yönlendirmesi gerektiği konusunda iyi ve kötü davranışları belirleyen ve bunun için temellendirme yapan etik bilim dalı Türk dili bağlamında etiket olarak da betimlenmektedir. Etiket aynı zamanda bir malın niteliğini açıklamak için kullanılan belge veya baskıdır. Aslında bununla o malın niteliği açıklandığı için etik ve etiketi insan davranışlarını tanımlamak için kullanmak olasıdır.

Etik bütün insan eylemlerinin bilgisidir. İnsanın karakteri davranışlarını etkiler ve bu davranışlar toplumun örf ve âdet kurallarını oluşturur. İnsan davranışlarını inceleyen bir disiplin olarak etik, davranışların ahlaki bir temele oturup oturmadığını belirlemeye çalışır.

Kişilerin zihinlerinde gerek aileden ve gerekse eğitim çevrelerinden topumun örf ve âdet kurallarının etkisi ile iyi – kötü, doğru – yanlış, haklı – haksız gibi ayrımlara dayalı nitelemeler ile bir takım kalıplar oluşur. Oluşan bu kalıplar genel olarak ahlak içinde değerlendirilir. Ahlak normları toplumsal ve bireysel olarak nesilden nesile aktarılır. Ancak bu değer kalıplarında zaman zaman kaymalar değişiklikler olduğu yadsınamaz. Bireysel davranışların toplumsal kalıplara uygun olup olmadığı konusunda etik ile ahlak arasında ince bir fark vardır. İç içe girmiş bu kavramlardan ahlak, toplumun belli dönemlerde bireysel ve toplumsal davranışlarını inceleler, etik ise insanların yapma ve etme fiilleri ile ilgilenmektedir. Kısaca denebilir ki, insanın ne yapması gerektiği konusu ile uğraşan ahlak felsefesi ile etik iç içedir ve etik, ahlaki eylem safhası ile ilgilidir.

 Filozoflar etik kavramının tanımını yapmak yerine etik için örnekler vererek açıklama yaparlar. Bireylerin, üçüncü kişileri, bir görevin ifası sırasında, sosyal ilişkilerde davranışları ile veya söylemleri ile rencide etmeleri etiğin konusudur.  Aynı şekilde aşağılayıcı, alay edici veya küçümseyici tavır sergilemek, söz söylemek etik olmayan fiil ve davranışlar olarak açıklanır. Örnekleri çoğaltırsak; toplumun ahlak kurallarına uymak, sözünü tutmak, yalan söylememek, görevini gereği gibi yapmak, titiz çalışmak, dürüst olmak, başkalarına yardım etmek, çevresine saygılı davranmak, haksız fiil teşkil edecek kelime ve cümleler sarf etmemek, kimseyi rencide etmemek, yanlış anlamaya meydan verecek sözler sarf etmemek, ispatlanmamış ithamlarda bulunulmamak, iftira atmamak, farklı renk, dil, dinde olanları küçük görmemek, görüntüsü nedeniyle kimseyi aşağılamamak, ekonomik değerlendirme yapmamak, gibi davranışlar etik davranışlar olarak kabul edilir.

         Etik davranış her zaman bir ilişki içinde söz konusudur ve eylemdir,   olay içinde bireyin duruşu ve davranışıdır.  Bireysel ve toplumsal ilişkilerdeki davranışların nasıl yönlendirmesi gerektiği konusunda toplumun kuraları vardır. iyi ve kötü davranışlar, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ve adil, neyin kötü, neyin erdemli olduğu hususlarında bireylerin bu kurallara uyup uymaması bireysel düşünce yapısı ve eğitimi ile ilgilidir. Toplumsal ahlak kurallarını özümsemiş bireylerin davranışları kurallara uygundur ve etik davranış olarak kabul görür. Bireyin edindiği ahlak toplumsal ahlaktır bu iyi veya kötü ahlak olarak kendini gösterir. Toplum kuralları bireyi şekillendirir ve böylece bireyin davranışları etik olur veya olmaz. Birey doğru, yerinde ve gerektiği zaman ve gerektiği şekilde söz söylediği ve davrandığı zaman etik kurallara uymuş olmaktadır.

Etik değerlerin göreceli olduğu da belirtilmektedir. Toplumdan topluma ve çeşitli zaman dilimleri içinde neyin doğru ve neyin yanlış olduğu bağlamında ve yaşam biçimleri de değerlendirildiğinde bir yargıya varmak çok zordur. Ancak, insana ilişkin vazgeçilmez hakların, yaşam hakkı, özgürlük, eşitlik, saygı gibi kuralların olmazsa olmaz uygulanması bağlamında toplum ve bireylerin buna uymak yükümlülüğü evrensel etik değerlerdir.

Bireyler arasındaki algılama biçimindeki farklılıklar, tavırlar veya kullanılan kelimeler, ifade tarzı, ses tonu ve bunlarla ilgili yorumlar farklı olabileceğinden etik değerlere uygun olan ve olmayan fiil ve davranışlarda da farklılıklar olabilir. Bunu kültür sorunu ile açıklamak gerekir. Ülke bazında değerlendirildiğinde etiğe uygun davranışların sağlanmasında çözümün ne olacağı konusuna yanıt ararsak, önce aile sonra çevre ve eğitim kurumlarının bireylere neyi nasıl aktardığının önemi üzerinde durmak gerekir.

Etik değerlere uymayı kabul etmeyen bireylerin varlığını da göz ardı etmemek gerekir. Birey toplumsal etik ve ahlaki kurallara uymayı ret edebilir. Ahlaka adaba aykırı ve kötü olarak nitelenen fiil ve davranışların cezayı gerektirecek fiiller olması halinde ceza yaptırımı söz konusu olur. Ancak ahlaka ve etik değerlere uymayan fiil ve davranışlar yasada suç olarak kabul edilmemiş ise bu takdirde birey toplumda istenmeyen kötü ve kabul görmeyen fiil ve davranışları nedeniyle, ailesi tarafından veya sosyal çevresi tarafından veya toplum tarafından dışlanma şeklinde bir yaptırım ile karşılaşır. Aile, eğitim ve din gibi sosyal kurumlar ve mensup olunan sosyal sınıf bireylerin ahlak kurallarına uyması ve etik davranışlarına etki eden en büyük unsurlardır.

Etik, yaşamın her alanında kişiyi takip eder. Eğitimde, çalışma hayatında, hakların kullanımında, başkalarına zarar vermeyecek şekilde davranış asıldır. Adaletin uygulamasında, adil yargılanma, adil yargılama, adil karar verme gibi fiilleri gerektirir görevler yerine getirilirken, etik kurallara uygun davranmak asıldır. Keza, siyasetçiler siyaset yaparken, Devlet erkini elinde bulunduranlar halk ile ilgili tüm işlemlerde ve tüm söylemlerinde, iyi ve doğru olanı, toplumun törelerine, örf ve âdetine ve o ülkenin geleneklerine aykırı düşmeyen tavırda hareket edeceklerdir. Ancak böylece etik davranıştan bahsedilebilir. Hiçbir kimsenin bir diğerini rencide edecek fiil ve davranışlarına müsaade edilmez.

Türkiye’de etik konusunda AB normları bağlamında birçok kurumda evrensel etik kurallarının uygulanmasının olmazsa olmaz nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Eğitim koşullarının ve olumsuz ekonomik düzenin getirdiği savurganlık saygıyı, olumlu gelenek ve göreneklerin uygulanmasını unutturmuştur. Örf ve âdet ve toplumsal düzen çarpıtılmış yozlaştırılmıştır. Nesiller arasındaki görgü bilgi yaşam felsefesi farklılaşmıştır. Toplum içindeki ilişkilerde ve uluslararası ilişkilerdeki insan faktöründe birçok eksiğin ortaya çıkmış olması yeni bir yapılanmayı zorunlu hale getirmiştir. Örneğin polislik mesleğinde etiğin önemi anlaşılmış ve bu konuda yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Saniyen Millî Eğitim Bakanlığı Etik Komisyonu kurulmuştur. Ayrıca 5176 sayılı Kanun ile Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkelerine ilişkin yönetmelik çıkarılmıştır. Böylece etik kültürünün devlet katında yerleştirilmesi, geliştirilmesi ve personelin eğitilmesinin gereği hissedilmiştir. Aynı şekilde mal bildirimi, rüşvet ve yolsuzluk ile mücadele konularındaki yeni yasal düzenlemeler ile toplumsal etik anlayışı bilincinin yerleşmekte olduğunu görmek ümit vericidir.

Sürekli bir vatana sahip olmak ancak mutlu ve saygılı bireylerin oluşturduğu toplumlarla gerçekleşir Etik değerlerin yerleşmesi unutulan değerlerin hatırlanması için toplum olarak çalışmak ve etik değerlerin özümsenmesi aydınlık bir gelecek için kaçınılmazdır. Sevgi ile kalın…

Prof. Dr. Berin Ergin

 

Leave a Comment